25 Mayıs 2012 Cuma

Vampirmisiniz? Tokyoda sizin için bir yer biliyorum...







22 Mayıs 2012 Salı

Auschwitz


Polonya/Auschwitz,Hitlerin en büyük kamplarından biri.Piyanist filmini izleyenler hatırlayacaktır.










Televizyon ve Sansürlü Yıkım.

Kendisini TRT ile tanıdık,o zamanlar bazen yayın vardı,yayın bitince televizyon kapatılır aile içi sohbete geri dönülürdü tabi biz TRTye "uzaylı gören masum köylü" gibi bakarken ABD o sıralar renkli yayın yapıyordu ve halkın üzerindeki etkiye çoktan başlamıştı,oysa biz saftık ta ki renkli televizyonun Star TV ile aile hayatımıza girene kadar.

Star TV'den kastım özel TV kanallarının etkisini göz önüne sermek.Özel TV'lerin artması,zenginlerin artması,zenginlerin siyasetçi olması,partilerin çoğalması ve bununla beraber siyaset-para-çıkar üçlüsünün halkın üzerindeki etkisini artırmak istemesi malum kişileri kitle iletişim araçlarına yönlendirdi çünkü çok kalabalığa en hızlı ulaşabileceğiniz yer radyo-televizyondur.

80li yıllarda ortalığı kasıp kavuran sağ-sol çatışmalarına şöyle bir bakacak olursak,o zamanlar tek kanal vardı ve halkı galyana getiren gazete ve yaygaracı kişiler vardı,yazılı medyanın etkisini o zamanlar yeterince hissettik,yazılı medyanın daha ağır basması ve şimdi revaçtan düşmesinin sebebi televizyonla oluşturulan tembel ve okumayı gereksiz bulmaya başlamış halk kitlesidir.

Bu tembel kitlenin oluşmaya başlaması henüz taze,90lı yılların başlarında empoze edilmeye başlandı,yeni kurulan TV kanalları,gece erotik yayınlar hatta normal akşam kuşağında sansüre maruz kalmayan açık sahneli filmleri hatırlarım.Bunda bir sorun yok sansürede karşı değilim keşke şimdi o sansür olmasada bugün ki maruz kaldığımız beyin ve kültür yıkma etkisine maruz kalmasaydık.

Sansür hakkında ülkemizdeki yasaklardan bahsetmeye hiç gerek yok zaten ne olduğunu çok iyi biliyoruz.Sansürle birlikte tam tersine ağır beyin yıkama seansları düzenlenmeye başladı ama bunu farketmemiz çok zor özellikle bazı kesim insanlar bunu kabullenmekte ciddi zorluk çekiyor.Bunlar neler mi?

Çok kılasiktir ama evlilik programları,yemek programları,kültür müziklerinin yayın yaptığı programların yayından kaldırılması,özgür,ekonomisi güçlü ve sexist kadınların tanıtıldığı dizilerin dünya çapında ve Türkiyede yayın hayatına başlaması,spor kanallarının spor aktiviteleri yerine sohbet programı yayınlaması,hiç dikkatinizi çektimi bilmiyorum ama önceden 32.gün,ateş hattı,a takımı vs. programlar olduğu zaman sabah kadar uykusuz kalınır orda konuşulanlar dinlenirdi peki ne olduda muhafazakarlaştığımızı zannettiğimiz bu dönemde çok daha kötü bir şekilde bilinç altı yıkıma uğruyoruz.!

2002 seçimlerinde AKP iktidara geldiği zaman hertarafta konuşulan "şeriat geldi" yaftasının bugünlerde "keşke şeriat gelseydi bunun adı diktatörlüğe dönüştü" pişmanlığıyla dövündüğümüz aşikar.2. AKP döneminde ise bir anda her yerde sansürler artmaya başladı,filmlere,dizilere ve programlara yaş sınırı ve uygunluk gibi işaret uygulamaları getirildi,siyasetciler,gazeteciler,araştırmacı insanlar tek tek içeri tıkıldı,ihtar verildi,en banamısın diyen gazeteciler TV'lere çıkmaz oldu.Peki biz ne yaptık?Bize dayatılanı izlemek zorunda kaldık,istenileni izledik,emredilene mahkum kaldık,bunun arkasında yatan sebep ne?

Şimdi size illuminatiden girmiycem merak etmeyin,ilk önce hedeflenen her ülkede olduğu gibi halkı bir arada tutan değerleri yıkmak,onlar bir toplumun zinciridir onları kırdığınız an halkın kafasına girmek ve onları dağıtmak çok kolaydır.Size bir örnekle farkettireyim.Flash TV'de geceli gündüzlü çalgı çengi dönüyor ve bir nesil bunla dalga geçiyor hatta bir çok kişi kanal listesine almıyor bile,neden? çünkü ordakiler ezik.Halay çekiyorlar,horon tepiyorlar,zılgıt atıyorlar.!Eee.. bu bizim kültürümüz değil mi? Neden utanır hale geldik?Yoksa çok mu "Desperate Housewives" izledik?ama "Desperate Housewives"dekide biz değiliz? Olamadığımız birşeye heves ediyoruz öteyandan bize ait olanı dışlıyoruz?

Çok iyi biliriz bizim kültürümüzde evlilik işi çekindiğimiz birşeydir?Elini öpmek için eğildiğimiz nineler-dedeler son bir kaç yıldır kendi eş bulmak için TV karşısında göbek atar oldu,Mahrem olarak adlandırdığımız gerdek gecesi artık espiri konusu oldu,bel altı muhabbetler kadınlar matinesi gibi gündüz kuşağında cirit atıyor.Gündüz kuşağında kim var?Annelerimiz var,Anadolu kadını var,okulundan çıkıp evine gelmiş henüz 10 yaşını doldurmamış çocuklar var.Bunları izleyen bir nesil sadece gördüklerini normal olarak algılar anormali öğrenemeden anormalliği normalleştirir,yıkım burdan başlar.Ev hanımları ise akşam olduğunda iş yorgunluğundan evine zor düşen kocalarından farklı şeyler bekler oldu,artık o dizilerde gördüklerini istiyorlar,son model araçla gezmek,iş çıkışı cafelerde barlarda takılmak hatta herhangi bir sanatı-eğitimi bulunmamasına rağmen bile köyde yaşamını sürdüren keçisini sağan kadın bile kocasına "bende çalışazaaaaam" diye çıkışır oldu.

Bilinç altına işlenen konu farklı halbuki.!Kim ne istedi de sansüre maruz kalmadığımız zaman ki dönemden daha farklı şekilde kültür yıkımını en sansürlü şekilde yaşıyoruz?En değer verdiğimiz olgular artık bel altına inmiş oldu,artık birine "o..çocuğu" dediğiniz zaman bundan gocunanların sayısı yok denecek kadar azaldı,ayıpladığımız şeyler normalleşti.Yemek programlarında yapılan yemeğin çöpe döküldüğünü ilk defa gördük üstelik bunu yapanda eve gelen misafir!!!

Daha sonraları ise Survivor,Yetenek Sizsiniz,VarmısınYokmusun ... peşi sıra gelen programlar başladı hepsinin ortak özelliği tamamen şans üzerine dayanıyor olması,halk bilinç altında haketmeden kazanmaya,kısa yoldan zengin olmaya heveslendiriliyor,başka bir boyutu ise TV hiç boş kalmıyor,sürekli heycan getiren programlar ard arda yayınlanınca herhangi bir boşluk durumunda "yenisi ne zaman başlıyacak acaba" sorusuna başvuruyoruz.İyide bizim ailemiz vardı onlarla iki laflayalım?Belki çocuğun,hanımın sıkıntısı vardır onu dinleyelim.?Artık iş "bi sıkıntın varmı?" sorusundan "sana bişe diycem" söylemine dönüştü.

Sonuç olarak;işin ayrıntısı çok,değinilmesi gereken çok konu var,bu işler tamamen yurt dışı merkezli,birşeyler kırılıyor ve halkın üzerindeki etki daha kolay sağlanıyor,vazgeçemeyeceğimiz değerlerimizden vazgeçebiliyoruz başka bir örnek ise;Şehit olduğunda tv karşısında ağlarken şimdi "kürdistan kurulsun" söylemlerinin bir şekilde dahada çok söylenmeye başlamasıdır,eskiden olduğu gibi kültürel değerlerimize içten bağlı olabilirsek yeniden yıkılmaz duvar inşaa edebiliriz,burda iş size düşüyor,evdeki televizyonunuzu çok önemli birşey harici açmayın,hatta mümkünse televizyon olmayan odalarda oturun,eşinizi,kocanızın,çocuğunuzun yüzüne bakın,cam ekrana değil.Tüm yapılanlar "ılımlı islam" saçmalığıyla muhafazakar gözüküp herkesi bir birine ötekileştirip sahip olduklarımızı unutturmak.Böl ve Yut!